Paylaşım; duyulan yakınlık ve kurulan sevgi çiçeği. Mavi gökyüzündeki bulut ve üzerimize bıraktığı kar parçaları. Yağan kar korkutmaz. Adımız cesaret ve bu cesaret bizi yalnız bırakmaz. Adımız sevgi, adımız umut ve adımız bir parça yürek…
Bir çiçek dikmek sevgi pınarına ve denizin maviliğini görmek, yıldızları izlemek, gecenin karanlığındabir umut beklemek… Öyle bir hayal ki; sadece gül yetiştirmek. Bir gül; önce incecik bir dal ve küçücük bir tomurcuk. Sonra yapraklar ve gülün açılışı. Öyle zormuş ki birdenbire büyümek ve gülücükler sunmak. Birdenbire hayata yeniden başlamak...
Her yıkılışın bir çıkışı vardır. Unutulmaz, özlenir sevgi. Yücedir sevgi ve paylaşım. Sevmek, gülmek ve coşkuyu gerektiğinde yaşamak varken, nedir hüzün yağmurları? Amacı nedir kara bulutların? Anlamıyorum neden her şey eskisi gibi değil? Niçin hala umut yolculuğu devam etmiyor? Gelecek olmak bu kadar zor mu? Yoksa kolay olan kabuğuna çekilmiş bir kaplumbağadan farksız mı?
Hala aynı çatı altında bir damla paylaşmak; martılar kadar özgür olduğumuz bu kentte severek yaşamak. Gerektiğinde gülmek, gerektiğinde ağlamak; ama birlikte acılara siper etmek gövdemizi, sevinçlere yer açmak yüreğimizde.
Zamanı durduramıyoruz, durmuyor zaman. Saatim 09.10… Bak, yine geçiyor sevgi treni… Tren istasyonu bizim kentte; ama her yaklaştığımızda kaçıyor 09.10 treni. Bugün tren istasyonundan bir tren kalktı ve el sallıyordu bir sevgi kelebeği. Tren, istasyonundan bu gün yine 9.10 da kalktı. Yine bizler 09.11’de treni kaçırdık. Hala bir umut… Yarın o yolculuk bizim pencerenin altından 09.11 treni ile kalkacak ve şahit olacak kabinler, kuşlar, martılar ve hala yitirmediğimiz umutlar.
Bırak karlar yağsın üzerimize… İsterse hiç durmasın. Bırakalım sessiz aynalar pas tutmasın ve kırılmasın… Bitmesin arkadaşlık. Pencereden ışıklar eksilmesin. Belki bir hafta, bekli de bir ay hep böyle devam etsin, gün bitmesin. Bizimde yaşamımızda keşke dediğimiz anlar olmasın. Yaşlı gözlerle, “Keşke karlı yollarda kartopu oynasaydık, her zaman ve her yerde birlikte olsaydık” sözleri duyulmasın.
Gönlümüzdeki birkaç damla sevgi gökyüzünde, kuşların melodileri hayalimizde, günün bitmediği bu kentte kalsın. Yaşattığımız o tertemiz çiçekler üşümesin, kırılmasın. Umutlar ve bir demet sevgi yok olmasın. Özlem varken çiçekler üşümesin.