Siz bir zamanlar çok çalışkan, çok azimli ve gözbebeğiydiniz bulunduğunuz her yerin. Şimdi belki eskisi gibi sizi takdir eden ifadelerden uzaklaştınız, belki artık gücünüzde azalmış olabilir; bedeninizin çalışma saati yorulmuş ve dinlenme vakti gelmiştir artık. Siz de bunu çok iyi biliyorsunuz zaten.
Zordur idrak edip kabul etmek. Ama söz veriyorum canınız hiç sıkılmayacak. O kadar eğlenceli ve huzur veren nimetleri var ki dünyanın. Belki yaşınız bile yetmeyebilir hepsini denemeye. Aslında tek tek başlayın hepsine, en hoşlandığınızda durun ve keyfine varın. Vakit sınırlaması olmadan, ailenizden veya işyerinizden birine değil de, kendinize ayırdığınız zamandır bu zaman!
Evet, kabul ediyorum çok alışıksınız takdire ve hayran ifadelere. Üzgünüm, belki o konularda değil; ama yeni ilgi alanlarınızla alabilirsiniz aynı takdiri. Hatta fazlasını belki!
Lütfen incinmeyin! Yıllanmış kalbiniz ve anılarla dolup taşan bir defteriniz var. Hem dinlemek, hem de izlemek çok zevkli sizi; ama artık anlatmasanız eskileri... Demlenirken her geçen gün size yeniden...
Boş verin artık geçmişi, geleceği… Boş verin canınızı acıtan herşeyi. Onlar olmasalardı tekâmül yolculuğunuzda, nasıl ve nerde olurdunuz kim bilir? Sizi, siz yapan şeyleri inkâr ediyor olabilir misiniz acaba?
Acılarınız, yaşadığınızı hatırlatan bir duygu olmasın sakın. Yalnızlık çok zor… Kabul ediyorum. Hatta hiç kimse anlayamaz, sizin kendinizi anlayabildiğiniz kadar. Ancak, bazen elinizdedir yalnızlığınızı bir keyfe dönüştürmek. Hem siz de bu kadar sıkılırken; ona buna çatmak neden? Daha fazla yıpratmasanız artık bedeninizi ve ruhunuzu... Düşünsenize; her bağırdığınızda veya her ağladığınızda, kim bilir kaç hücreyi de beyninizden gömüyorsunuz, karşıdakinin kırık kalbiyle beraber, toprağın altına...
Emekliyim.
Bilgisayar başındayım. Blog sayfalarını okuyorum tek tek.
Yorumlar yazıyorum.
Bir blog sayfasında okudum.
"Blogcuyu takdir eden yorumdur."
Herhalde şimdiki görevim bu olsa gerek.
ZEYTİN DALI -4- YARIN OKUNACAK.
Öyküme o kadar yoğunlaşıyorum ki bu günlerde dost kalemlerin yazılarını takip etmekte zorlanıyorum. İşte o yüzden bütün telaşımla bir an önce bitsin çabasındayım.
Zaman zaman hep kendi eksenim etrafında dönüp durduğumu sanırım. Ev, çocuklar vs. Kendime vakit ayıramadığımı çok düşünmüşümdür. Beden yorgunluğu geçiyorda ruhun yorgunluğu dinlenmek bilmiyor. İşte o zamanlar geçmişe dalıp gidiyor insan. Geçmiş daha bir dingin daha bir övgülü geliyor senin dediğin gibi. Daha bir hürmetli :)
Biliyor musun? Artık geçmişe dalmıyorum eskisi gibi. Tozlu anılardan sıyrılıyorum yavaş yavaş. Biliyorum ki yazmak beni rahatlatıyor ve biliyorum ki satırlarla adeta dans eden senin gibi arkadaşlar hep yanımdalar. Herkes yazmak ve kendini bulmak için burada değil mi.
Ve bu mükemmel yazın, senin beni takip ettiğin gibi bende seni takipteyim artık. Şimdi gitmek zamanı. Bende sevgiler bırakarak ayrılıyorum bloğundan.
saygılar sana arkadaşım yaşadığım olumsuzluklardan dolayı eskisi gibi giremez oldum malum hayat şartları.Ama eskisi gibi olmasada yine sık sık girmeye çabalıyacağım çünkü yüzlerimizi görmesekte blogcudaki arkadaşlarımın çoğu içten candan samimi sıcacık davranıyorlarki onlarsız artık olamam inan bana bunda sende varsın sevgiler sana arkadaşım.
Sevgili Öğretmenim
Aslında hergün sevgi günü olsun isterim
Ama kim icat ettiyse bu günü Allah geçmişine
rahmet etsin.
Hiç değilse yalan da olsa insanlar birbirinin
sevgi gününü kutlar oldu nezaketen.
Sevgi günün her gün ve kutlu olsun sevgili
öğretmenim.
lütfen devam ...çok etkileyici..ne güzel yakalamışsınız hayatın dokusunu..
yıllar önce okuduğum ilginç bir kitapta, insanlar bir tavşanın tüylerinin arasında yaşayan bitlere benzetiliyordu. bu bitlerin bazıları, tavşanın sıcak tüylerinin dibinde rahat ve mutlu bir şekilde yaşayıp gidiyordu. hayatlarından memnundular. günlük yaşamın sıradan sınırlılıkları içinde kalan dünyalarında, tüylerin dibinde yan gelip, kıvrılıp, göbeklerini kaşıyıp yatıyorlardı.
Ama aralarındaki bazı huysuz tipler, tüylerin dışında kalan bir dünyayı hayal edebilecek kadar zeki idiler. ulan dediler, yukarı doğru uzanan bu kılların bir sonu var mı? bu kılların bittiği noktadan nasıl bir manzara görünüyor?
bu merak içinde yola çıkan bazı zeki bitler, kıllara tırmanmaya başladılar. bazıları yukarısını göremeden, yani en tepe noktaya ulaşamadan yarı yolda kaldı. ama bazı üçüncü tipler ise, en tepe noktaya ulaşıp oradan görünen manzarayı seyredebildiler.
manzara ne idi...onu da mutluğun resmini çizen Abidin Dino'ya soralım...
sevgiler
bazı seyleri içsellestirmek ve hayata geçirmek çok zordur, aklınızla söylersiniz ama ruhunuzla yasayamazsınız...
bu yazıyı okumak çok keyifliydi...
tesekkürler...
yanlızlık ve kalabalık kendi elimizde..Bazen reeldeki insanalrdan daha çok seviyorum sanalı diye düşünmedim değil.çünkü kimse canını yakmıyor..Ama yanllız hissettiriyor..sevgilerimi bıraktım
canım öncelikle güzel keyifli bi hafta sonu geçirmen dileğiyle...
allah annene ve cümle ölülerimize rahmet ve merhamet etsin mekanları cennet olsun inş. babasını kaybetmiş biri olarak seni anlayabiliyor ve acını paylaşıyorum okuruz elbette neden okumayalım ancak bunu senin sayfandan yapmamız daha uygun olmazmı? yani bende yeni okundu senin sayfandan yapalım yine organizasyonu duyurulması gelenlerle ilgilenmesi benden olsun çünki bildiğim kadarıyla sen öğretmensin hafta içi çalışıyorsun belki ilgilenemezsin diye söylüyorum benim sayfamdada yapabiliriz ancak kendini bilmez bir arkadaşımız geçen gün sevgili elbistanlm haticeye demişki ooo hatice bu dua işi senin blog trafiğini yükseltti ne ayp demi ama yani sanki bu dua işini blog trafiğini artırmak için düzenlemiş ne cahilce ne talihsiz bir cümle onun için şimdi banada derlerki daha 1 hafta olmadı bu neyin nesi diye yoksa benim başım üzerine haaa yinede dersen benim sayfamda olmaz canım ozaman biraz bir süre bekleyelim söz yine benden benim sayfadan duyurup okur okuturuz inş. olurmu kendine iyi bak görüşmek üzere haa buarada sayfama bi uğra sana bi ödülüm var :)
(rana)
Bir kelebeğin ömrü kadarmış aşklar ve pamuk ipliğine bağlıymış dostluklar,
bana neeeeeeeeeeeeeeeeeee.
İyi dostu olanın aynaya bakmaya ihtiyacı yoktur diyor Mevlana.
Onun için kucağımda bir demet frezya ve sümbülle sana bakmaya
ve sevgililer gününü kutlamaya geldim.
Aşkı ve sevgi Dünya'daki en saf ve yüce duyguların başındadır. Onu yakaladığımızda sıkı sıkıya sarılalım. Hiç bırakmadan.. sevgililer gününüz kutlu olsun....
yuzunuzden tebessumun eksik olmadigi mutlu huzurlu saglikli ve bol kazancli nice sevgililer gunu gecirmeniz temennisiyle
lutfen ama lutfen sevdiklerinizin kiymetini yaninizdayken bilin hayat cok kisa ve inanin hic bir sey icin degmiyor ve malesefki keskenin tohumu yesermiyor...
İlgiyle takip ediyorum,belkide kendimizi kandırma zamanı
çoktan gelip geçmiştir,gerçekler acıda olsa bizim gerçeğimiz
değilmi.
Aynalarla cesurca yüzleşme vakti,doğru her yerde doğrudur..
Hoşçakalın.
Keşke satırlara düşürüldükleri kadar, bu anlatılanların yaşanmasıda kolay olsaydı. Keşke bir sabah uyandığımızda acıları unutarak uyansaydık, yada kendi adıma söyliyeyim hiç uyanmasaydım.
Çok pozitif bir yazı, yüreğinize, kaleminize sağlık ama maalesef bu hayatta her şey böylesine pozitif değil. Belki de benim gücüm yoktur pozitifleştirmeye.. İnşallah başkaları başarır.
Ziyaret ve yorumunuz için teşekkür ederim.
Sevgiler..
canimsin iyi dileklerini bana biraktigin kucak dosunu sevgini aldim bunun icin seni kocaman opmeye geldim ;)
bloguna geldim ve kendime cok kizdim yaaaaaaa ben ne hayirsimisim baksana ben yokken neler yapmissin gel gorki simdide okuycak vaktim yok ama en kisa zamanda ki bu buyuk ihtimal yarin ofiste okuycam ve sanada yorumlar birakacam.ziyaretine gec geldigim icin beni af et inanki basimi kasiycak vaktim yok valla telafi edecem
Değişik bir çalışma.
İnsanı, ister istemez düşünmneye ve kendini sorgulamaya yöneltiyor.
Konuyu hemen kavrayamıyorsunuz, ya da kendinizi neresine sığdıracağınızı bilemiyorsunuz ama,ikinci okumada bir şeyleri söküp alıyor ruhunuzdan cümleler,
kelimelerde buluyorsunuz aksinizi.
Ve,
hayata başka bir pencereden,
bakılması gereken açıdan bakmayı öğretiyor bu küçük çalışma.
Güzeldi...
yaşamanın realitesinin resmini çiziyordu açık seçik...
Başarılı bir kompozisyon.
hayatın zorluklarını o kadar çok çektimki ve hala çekmekteyim.
yinede içlerinde en olumlu yönlerinde bir pencere açtım ordan bakmaya çalışıyorum.yaşam hep sonbahar yaprakları gibi bir bir akmakta yaşamımda
o kadar çok gazelerim varki turuncuya çalmış.olsun diyorum elbet bir gün
benimde huzuru tadacağım yılar gelicek belkide o zamanda içim de herşey boş anlamısız olcak.yazdığın konudaki gibi keşke bunu başara bilsek.
kalemine sağlık arkadaşım.
kim söylemiş bıraktığımı,
benim dostluğum egolarımı
tatmin üzerine kurulmamıştır.
can dediysem canım dediysem
bu ölüme kadar böyledir değişmez.
siz de bunlardan birisiniz ve bunu
hiçbir şey değiştirmez.
yazmıştım dostlara ulaşabilmemin
tek yolu arkadaş listemde kayıtlı
olmalarından geçmiyor. Siz ve bir kaç
kişiyi daha yüreğime yazmışken, oradan
nasıl sileceğim bir fikriniz var mı...?
Selam saygı ve muhabbetle...
"Mü'minler ,birbirini sevmekte,birbirini acımakta ve birbirlerini kurumakta bir vücuda benzerler..vücudun bir organı haştalayınca diğer organlar da bu sebeple ateşli hastalığa tutulur..."buyuruyor Peyganberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem )Gününüz hayr olsun inş.
Sayfan gerçekten çok çok güzel olmuş.Güle güle kullan.
Vee,evet,eskileri anlatmak yerine,isteyipte yaşayamadıklarını yaşamaya çalışmalı...son baharında insan.Doya doya tadını çıkarmalı yalnızlığının.Gençlik zaten yeterince gürültülü geçmedi mi:)))Artık sorumlulukta yok,eskisi kadar:)))Tadını çıkarmalı, hayatının sonbaharında.Aslında yapılacak o kadar çok şey var ki...
Yaşadığımız zaman zarfında karşımıza olumsuzluklar fazlasıyla çıkacaktır,düz yollar olduğu gibi virajlı yokuş yollarda olacaktır,herzaman yaşadığımız olaylara en güzel yönüyle bakmak ve sabretmek zaten imtahan dünyasında değilmiyiz,bazen olayların akışı öyle değişirki yaşadığımız şer olarak gördüğümüz olay bizim lehimize dönebilir..her sancılı doğumun ardından güzellikler geldiği gibi..oyüzden ne bedenimizi nede ruhumuzu yormamaya bakalım..hayat öyle veya böyle devam ediyor ..
Emeğinize sağlık..sevgiler..
ahhh bu kadar anlatılır bu kadar duygulara tercuman olunur:) tatlım sen yaşadınmı bilmiyorum bu duyguları ama ben yaşadım ve halada yaşıyorum duygularımı bendenimi dinlendirmek istediğim zamanlar çok fazlalaştı. Bazen çıkamıyorum hayatın kausundan.
sevgiler diliyorum