Belki çok acılar yaşadınız… Acılarınızın ne kadarı kendi seçimleriniz doğrultusunda yaşandı?
Evet, maalesef biz seçtik çoğu zaman yaptığımız yanlışları ve arkasından yaşadığımız acıları. Bazen sessiz kaldık giden bir sevgili ardından. Bazen de hakkımızı yemesine izin verdik etrafımızdaki suiistimalcilerin ve sonra oturup hayıflandık; her seferinde içten içe sinir harbi yaptık.
Üstelik kazanmış görünen zaten belli. Kendi kendimizle yaptık sinir harbini. Yani aslında kaybeden zannettiğimiz hep biz olduk; suiistimalciler her zaman kazandıklarını zannettiler...
Oysa galibi yoktu bu savaşın. Onlar dünyada galip ve biz öbür dünyaya saklamışız sorularımızı, haklarımızı. Tamam, kabul ediyorum, bazı durumlar vardır, gerçekten kazanamayabilirsiniz; ama mücadele etmeden vermek savaşı baştan ne kadar mantıklı?
Soruyorum şimdi…
Seçme hakkınız varken, acılarınızı geri tepme hakkınız varken, bunu yapmamayı seçmediniz mi? Hepimiz yaptık… Hiç kimse, sütten çıkmış ak kaşık değil; ama bazıları var ki... Mücadele ettiler, güç yetiremediler karşı tarafa ve mağlup olmanın üzüntüsüyle; fakat mücadelenin de haklı gururuyla terk ettiler savaş meydanını. İşte o bazıları, hayatta hep iz bırakanlar. Şimdi onların eserlerini okuyoruz, onların eserleriyle konuşuyoruz, onların eserleriyle öğreniyoruz... Değil mi?
Peki! Ne farkınız vardı sizin onlardan? Birazcık cesaretiniz olsaydı,sizde aynı şekilde mücadele edebilseydiniz aslında karşınızda kötülüğüyle küçücük kalmış düşmanlarınızla ... Herşey çok daha farklı olurdu değil mi? Ama isterdiniz biliyorum, hem de çok isterdiniz.
Bu cesaret denen şey,nemenem bir şey ki insanın ömrüne bunca acıyı sığdırıyor. Korkularımız karşımızda kocaman bir canavar gibi üstümüze geliyor ve biz geri geri savruluyoruz oradan oraya. Bize düşman olanlar, ki çoğu zaman en büyük düşmanımız nefsimizdir,bize düşman olanlar kötülükleriyle büyütmüşler cisimlerini, şişirmişler, üfledikçe üflemişler... Bir göz yanılması sonucu onları kocaman görüyor gözlerimiz. Hatta yıllarca devam ediyoruz öyle görmeye. Aslında düşmanımızın büyüklüğü sadece fos bir havadan ibaret…
Ah bir fark edebilsek!
Hiç bir zaman kötülükle büyüyemez insan, sadece küçülür; ufaldıkça ufalır, alçaldıkça alçalır. Etrafında alkışçıları vardır o kadar; ama duacıları hiçbir zaman yoktur ve asla da olmayacaktır. Kendilerini mahkûm eden onlar, bu kalabalığının bomboş gürültüsüne. Siz onlar gibi değilsiniz. Hiç olmadınız, olamazsınız… Denemeyin, sadece boşuna uğraşırsınız. Her an kulağınızda "Emin misin?" diyen bir ses, hatta bazen "Yapma! Dur!" diyen bir çığlık... Sol tarafınızdaki o ince bazen de keskin sızı...
Tüm bunlarla yaşayamazsınız. Siz ve biz; aslında hepimiz… Vicdanının fısıltısını duyabilen herkes… Düşmanımızın savaş taktiğini benimsersek, ondan ne farkımız kalır? Üstelik bu kadar küçük bir beynin ürettiği taktikler ne işimize yarar ki? Siz onların karşısında küçük gibi veya zayıf gibi görünüyor olabilirsiniz. Değilsiniz! Hiç olmadınız! Sadece kendinizi bir müddet öyle görmek istediniz...
Hadi kabul edelim; korktunuz onun fos büyüklüğünden. Saklandınız gizli sığınaklarınıza. Orası çok güvenli olabilir; huzur verebilir size. Rahatlık hissedebilirsiniz bir süre. Ama gözünüz hep boşlukta, kulağınız düşmanın ayak seslerini duyabilmek için kapıda ve kalbiniz ritmik ve hızlı bir çarpıntıda. Nefesiniz düzensiz ve her an şüphe duygusuyla kenetlenmişsiniz korkularınızın sizi bulmasına.
Zeytin Dalı-2, Zeytin Dalı-3 ve Zeytin Dalı-4... Hepsini okuyup öyle yorum yazmak istedim...
Dillendiremediklerimizi... Tüm gerçekliği ile... Ders verici bir öğüt misali... Öyle güzel ve yalın anlatmışsınız ki... Diyecek söz bulamıyorum inanın...
Güzel yüreğinize ve duygularınıza sağlık, Sevgili GülNağme...
Bu yazıyı yazan Yunus Emre gibi, Mevlana gibi, Hacı Bektaş veli gibi bakıyor bu dünyaya ve içindekilere..
Düşmana düşmanlık yaparsak ne geçer elimize.
Dünyada dost arayan dostsuz kalır demiş büyükler.
Biz kendimiz insanlara barışık ve onlara dost olmalıyız önce.
Sonrası güllük gülüstanlık bir dünyada buluveririz kendimizi.
Yarın tekrar sizin sayfalarınızda olacağım inşaallah.
Sağlıkla ve mutlulukla yaşayın...
ne güzel demişsin nereye kadar beni benden alan her an akılmı sorgulayan söz nereye kadar gidecek nasıl olacak canım ya çok güzeldi yazın kendimi buldum sanki ellerine yüreğine sağlık bitanem sevgiler
"Yolumuz yâr ile gül bahçesine uğradı;
Ben gafletle güle nazar edince dedi ki yâr :
Muhabbetin şartı bu mudur, utan yaptığından!
Ben varken güle bakmak nasıl elinden gelir?" Mevlânâ (ks)
Hayır ve selamet diliyorum inş..
merhabalar...çalışmanızı zevkle okudum ibret alınması gerekn bir yazı...hayat yolunda sebepli veya sebepsiz bir takım sıkıntı korku ve çileler yaşanacaktır aslolan yıkılmamaktır hayatın bunca oyununa karşı oyunlar geliştirmektir
istek ve dualarınızı bu kutlu günün kutlu saatine denk gelmesi temennisi ile hayırlı cumalar diliyorum
kendinize iyi bakın sevgi ve muhabbetele kalın
"Hiçbir zaman kötülükle büyüyemez insan,sadece küçülür"
İşte yaşamın can alıcı noktası burası,aşırı derecede maddeleşen şu dünyamızda kötülük yapanın kazancı ne olabilir'ki,bir insan sevgiden yoksun nasıl yaşayabilir,yaşama saygı,insana saygı,gönüle saygı duymayan birisi kendi kuruyan dallarını nasıl görebilir'ki,aslın bu dünya ona en büyük cezayı vermiştir,hayat damarları yavaş yavaş ölürde o farkına varamaz.
Bizim çektiklerimizin her zaman telafisi mümkündür,biz hiç yenilmeyiz aslında her yenildiğimizi sandığımızda,onlarca kapı açılır bizlere,yüzlerce el uzanır yanlızlığımıza,bize zarar verdiğini düşünenler kendi yanlızlıklarında boğulacaklardır malesef...
Teşekkürler ediyorum sevgili gönül dostu hayata katkılarınızdan dolayı,sevgi ve huzur her daim yanınızda olsun,saygılar..
Hoşçakalın.
(tufan)
insanın en büyük düşmanı yine kendi içinde beslediği nefsi,korkuları ve acabalarıdır..paylaşım adına cok öğreticiydi..devamını bekliyoruz...sevgilerimle..
Hayatın değişmez gerçekleridir yazdıklarınız,her karakterde insan yaratılmış ve kimisi zorlar, kimisi yerindenkıpırdamaz, rahattır kimisi, bencildir bazısı insanları oldukları gibi kabullenmek zorundayız,her insandan alacağımız birçok ders olduğu gibi öğreneceğimiz çok şeyde var zaten aksi olsaydı hayat sıradanlaşırdı,herrenk var hayatta herkes kendine düşün görevi hakkıyla yapmış olsa negüzel olurdu oysaki..
SEVGİLERİMİ BIRAKTIM.
Üçüncü kez açışım bu sayfayı...
Her defasında bir problem çıkıyor, yorumlamadan kapamak zorunda kalıyorum.
Şu anda yine birileri sesleniyor ama, kararlıyım yazmadan gitmeyeceğim bu kez.
Dikkatle, sindire sindire okudum bu güzel çalışmayı, bazı cümleleri bir kaç kez tekrarladım.
Aslında hayatın realitesi anlatılan ama,
duygularımız bu durumdan uzaklara sürüklüyor daima bizi akıntıya kapılmış bir küçük sandal misali.
Gerçekleri kendi arzuladığımız, hayal ettiğimiz istikamette değiştiriyoruz aklımızda,
sonra da beklemediğimiz ama, zarılması kaçınılmaz olan sonuçla karşılaştığımızda yıkımları yaşıyoruz.
İstiyoruz ki,
hep güzellikleri, hep doğrulukları, hep düdürstlükleri yaşayalım...
Karşımızdaki, kendisi gibi değil de, bizim olmasını arzuladığımız gibi olsun.
Bizimle ağlasın, bizimle gülsün, bize endesklesin hayatını...
Ya da,
tüm insanlar dürüst olsun, kötülükler uzak kalsın hayatımızdan...
Olmuyor işte...
tanrı, her şeyin güzelini de, çirkinini de, sevimlisini de, sevimsizini de beraber yaratmış.
Hayatın realitesi işte buna diyoruz.
Diliyorum,
hayatımızda güzellikler sevimsizliklerden daha çok olur.
İlginç ve güzel bir çalışma idi.
Cesaret, güvensizlik...
Sanırım yolumda ki bir çift engel. Hiç öne çıkma çabasında olmadı hayallerim. O yüzden hatıralarla avundum, o yüzden çabuk yoruldum. Ah birde yapamadıklarımın muhasebesini yaptığım günler. Vicdan defteri değil benim kisi. Dedim ya cesaretsizlik ve güvensizlik.
Nereye kadar bende bilemiyorum. Ama belki bir gün!...
CANIM BENİM İNSANLARIN GÖRÜNÜŞÜNE KARİZMASINA BAKMAMAK LAZIM.BİR İNSAN KENDİNİ OLDUĞUNDAN ÇOK FARKLI GÖSTEREBİLİYOR HAA NEREYE KADAR DİYORSUN SENDE TAHMİN EDERSİNKİ BİR YERDE KENDİN,İ BELLİ EDER:)EDİYORDA CANIM BENİM SENİN KARŞINA UMARIM SENİ GERÇEKTEN HAK EDENLER ÇIKAR ÖPÜYORUM GÜZELİM.